Güney Özdemir Profil Bilgileri
CEO
2876
Kıdeme Göre

Sorular
27

Tavsiyeler
126

  • CEO 24/03/2017, Maaşlar.

    Merhaba, sorunuz üzerine düşünürken bir arkadaşımın Durmazlar’da mühendis olduğu aklıma geldi ve bende size tavsiye vermek istedim. Organizasyon sıkıntıların çözülebilmesi halinde, büyük potansiyel vaat eden bir şirket. Alanında Türkiye’nin teknoloji ve ihracat lideri, abgant ve makas üretiminde -abartısız- dünya lideri. Raylı araç üretiminde iddialı bir firmadır. Mühendis maaşlarına gelecek olursak 2300-4200 TL arasında değişmektedir.

    Kariyeriniz de başarılar dilerim 🙂

    • 491 Gösterim
    • 2 Tavsiye
    • 1 Takdir
  • Merhaba , bir üniversite öğrenicinin ticaret hakkında bilgi edinmesi çok doğru bir düşünce çünkü iş hayatında yeri geldiğinde kendini de pazarlama durumu söz konusu olacaktır.Bunun için ticaret hakkında bilgi edinmesi gerekmektedir ;

    Girişimci ticarete ilk adımını attığı an karşısına kuracağı işletmenin türü çıkmaktadır. Ben uzun uzadıya bu konuyu anlatmayacağım fakat girişimcinin hemen faaliyete başlaması ile kurabileceği şahıs işletmesi ve şirketler konusunda kısaca bilgi vereceğim. Ticarete şahıs işletmesi kurarak başlayabilirsiniz şahıs işletmesi Tek girişimci tarafından oluşturulmuş işletmelere denir. Şahıs İşletmeleri; esnaf, sanatkâr, tacir, serbest meslek erbabı ya da sanayici olabilir. Şahıs işletmelerinin kuruluşu ve kapatılması kolaydır fazla evrak yükü ve uğraş gerektirmez Bir yer kiralayıp veya home ofıce şeklinde de kurabilirsiniz. Gerekli belgelerle vergi dairesine müracaat etmeniz ve vergi dairesinin yoklaması sonucunda vergi kaydınızın yapılması ile hemen faaliyete geçebilirsiniz Kuruluş işlemini kendinizde yapabileceğiniz gibi muhasebecinize vekâlet vererek te yaptırabilirsiniz. Şahıs işletmesi kurduktan sonra tutmanız gereken defter işletme defteridir şahıs işletmesi olarak çalışırken maliye bakanlığının her yıl belirlediği bazı ölçütler var o ölçütleri geçerseniz şahıs işletmesi ama 1. Sınıf tüccar sınıfına girersiniz bu ne demektir? Bir şirketin tuttuğu tüm defterleri tutacak bilanço, gelir tablosu düzenleyeceksiniz ama şirketlerin birçok avantajından yararlanmayacaksınız.

    Veya Şirket kurarak ta faaliyete geçebilirsiniz şirketler iki ana grubu ayrılır; Şahıs Şirketleri; Kolektif Şirketler, Adi Komandit Şirketler Bu gruba giren ticari şirketler sorumlulukları ve ticari itibarları bakımından kurucu ortakların adı ön planda olmaktadır. Ortaklar şirket borçlarına karşılık sınırsız ve zincirleme sorumludurlar. Yani, şirket iflas ettiğinde şirketten alacaklı olanlar alacaklarının tamamını şirketin mal varlığı yetmese dahi ortakların şahsi mal varlıklarından tahsil edebilirler. Şahıs şirketlerinin vergisi, ortakların vergisi olup ortaklar tarafından ödenir. Bu tür şirketlerin itibarı, ortakların maddi güç ve itibarıyla orantılı olarak artar veya azalır.Sermaye Şirketleri ise Anonim Şirketler, Limitet Şirketler, Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirketler diye ayrıştırılabilir. Sermaye şirketlerinde ortakların sorumluluğu, koydukları sermayeyle sınırlıdır. Bu tür şirketler de şirketin ilişki kurduğu bankalar ve üçüncü kişilerle, şirket adına hareket edilir. Örneğin; vergi, ortaklar üzerine tahakkuk etmez, şirket adına tahakkuk eder ve şirket öder. Şirket güç ve itibarını ortaklardan almayıp sermayesinden veya yönetim kadrosundan alır. Kısaca bu şirketlerde ortaklar ikinci plandadır. Şimdi birazda şirketler içinden en çok kullanılanı limitet şirket ile alakalı bilgi verecek olursak, Limitet şirket; iki veya daha fazla gerçek veya tüzelkişi(Şirket veya kamu kurumları vs) tarafından bir ticaret unvan altında Bir ana sözleşme hazırlanıp ilgili kurumlarda tasdik ve tescil ettirilerek kurulur. Ortakların sorumluluğu koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlıdır. Belirli bir Ticari amaç ve konu ile uğraşmak için kurulmalıdırlar, Ortakların, paylara bölünmüş sermayeye katılmayı kabul etmeleri gereklidir, Bir ticari unvana sahip olmalı ve unvanında şirketin limitet olduğu belirtilmelidir, En az 5.000.-TL. Sermaye ile kurulmalıdır. Türkçe olarak tespit edilmesi gereken unvanlarında limitet şirket ibaresinin bulunması ve faaliyet konusunun gösterilmesi zorunludur, Ortakların koyacakları sermayenin en az 25.-TL. Veya bunun katları olması lazımdır.

    Umarım yardımım dokunmuştur kariyerinde başarılar dilerim dostum 🙂

    • 387 Gösterim
    • 1 Tavsiye
    • 1 Takdir
  • Merhaba,

    Daha önceden FLO’da satış danışmanlığı yapmıştım.Sizi sorunuz hakkında bilgilendirmek istiyorum;

    575 net maaş vardır fakat yol yemek yok. Verdikleri kotayı aşarsan satışa göre ortalama 80 lira geliyor. Full time çalışanlar ise 800 lira maaş alır, iki katı pirim alır 200 küsür lirada sodexoları var. Tabi günümüz asgari ücretine göre de maaş fiyatları artıyor.

    Çalışma performansına göre de maaşın da zam alabilirsin umarım yardımım dokunmuştur.

    İyi çalışmalar 🙂

    • 639 Gösterim
    • 1 Tavsiye
    • 0 Takdir
  • CEO 15/08/2016, Eğitim & Gelişim.

    Merhaba Deniz ,

    Kardeşim de sizin durumunuzdaydı.Evet efendim puanınızın iki yıl geçerliliği vardır fakat ikinci yıl puanınızla atanmanız birinci yıla göre daha da zorlaşıyor.Aynı zamanda üniversiteye hazırlanmanız bir engel oluşturmaz. Atandıktan sonra gitmezseniz eğer sizin yerinize başka biri atanıyor ve diğer sene tekrardan adaylarla değerlendirilmeye giriyorsunuz.

    Umarım yardımcı olabilmişimdir.. Kariyer hayatınızda başarılar dilerim 🙂

    • 384 Gösterim
    • 1 Tavsiye
    • 1 Takdir
  • Merhaba Emrah Bey, sorunuz üzerine kısa bir araştırma yaptım ve elde ettiğim sonuçları size aktarmak istiyorum;

    Görüntü geçiş türleri, “görüntü dilinin noktalama işaretleri” olarak adlandırılırlar. Çünkü dilbilgisinde noktalama işaretlerinin önemi neyse, görüntü dilinde de geçiş türlerinin önemi odur. İçinde hiçbir noktalama işaretinin olmadığı veya noktalama işaretlerinin tümüyle yanlış kullanıldığı bir yazı okuduğumuzu düşünelim. Bu yazıyı büyük ihtimalle yanlış anlayacak ya da okuduğumuzu tam anlayabilmekte zorlanacağızdır. İşte görüntü geçiş türlerinin önemi de bu kadar büyüktür. Her tür yapımın kendine has bir dili vardır. Görüntüler arasında geçiş yaparken uygun olmayan geçiş türlerinin kullanılması hem konunun anlaşılmasını zorlaştırırr, hem de seyircinin izlediği programdan aldığı zevki azaltır. Görüntü geçişleri, gereksiz görüntü parçalarının kullanımının da önüne geçer. Filmin
    bir sahnesi kesintisiz olarak çekildiğinde ve kurguya bu şekilde eklendiğinde, hem filmin temposu ağırlaşacak, hem de seyirci gereksiz bazı ayrıntıları da izlemiş olacaktır. İşte geçişler,
    gereksiz görüntü parçalarının atılması ve peşpeşe eklenen görüntülerin uygun bir yöntemle birbirine bağlanmasıdır. Örneğin; iki kişinin karşılıklı konuşmasını düşünelim. Kamera iki
    oyuncu arasında sağa sola dönüşler yaparak çekimi gerçekleştirsin. Kameranın birinci kişiden ikinciye dönüş anlarını ve gereksiz cümleleri kurguda çıkardığımızda doğal bir kesme yapmış
    oluruz.

    Ara Not

    Sinema filmleri ve belgeseller, genellikle tek bir seferde çekilmez.. Bunun başlıca sebepleri, mekânı yeniden düzenlemek veya farklı bir mekâna geçmek, oyuncuların rollerini çalışmasını sağlamak, teknik ekibi ve cihazları yeniden konumlandırmaktır. Bu yapımların bu şekilde kesintili çekilmeleri, bize her duygu ve öykü noktası için en uygun kamera açısını seçme şansını verir. Böylece farklı açılardan, farklı yüksekliklerden yapılmış çekimleri iç içe kurgulayarak toplamda daha büyük bir etki elde edebiliriz. Örneğin, bir odada iki kişinin karşılıklı konuşmasını tek bir kameradan ve kesintisiz çekmek yerine birden fazla kamera kullanır ve konuşmanın akışına, oyuncuların hareketlerine en uygun görüş açılarını bularak çekimlerimizi buralardan yaparsak, sahne, istediğimiz duyguyu daha iyi verir ve daha etkili olur. Eğer filmleri tek bir kameranın açısından ve kesintisiz çekseydik, bir insan gözünün sıradan bakışını andıracak bu çekim izleyicileri sıkabilecekti.

    Kullanacağımız görüntü geçiş türünü seçerken dikkat etmemiz gerekenler; bu geçiş türünün konunun anlaşılmasını kolaylaştırması ve mesajı güçlendirmesidir. Hangi geçiş türünün o an için doğru olduğu, deneme-yanılma yöntemiyle de bulunabilir. Görüntü geçişleri, ancak doğru yerde kullanıldığında bir anlam taşır.lar. Gereksiz sayıda ve çok sık geçiş kullanmanın zararlarına sinema kurgucusu Walter Murch şu cümlelerle işaret eder:

    “Gereğinden fazla aktif ve devamlı plan değiştiren bir kurgucu aslında sürekli bir şeyler göstermekten kendini alıkoyamayan bir tur rehberine benzer: “Ve orada Sistine Tavanı
    varr, ve şurada Mona Lisaa, ve bu arada şuradaki yer karolarına bakın…” Bir turdaysanız rehberin size bir şeyler göstermesini elbette istersiniz. Eğer rehberin (veya kurgucunun
    diyelim) insanları ara sıra kendi seçimlerini yapmak veya hayal güçlerini takip etmekte serbest bırakacak güveni yoksa “tam kontrol” gibi kendi kendini başarısız kılmaya mahkûm
    bir amacı var demektir. Bir noktada insanlar kendilerini kısıtlanmış hissederler sonra da enselerindeki sürekli baskı sebebiyle rahatsız olurlar.”

    Görüntü geçişi yapmanın birçok şekli ve yöntemi vardır. Bilgisayarlı kurgunun TV yayıncılığı ve sinema sektörüne girişinden sonra bu yöntemler olağanüstü derecede çoğalmış
    ve zenginleşmiştir. Görüntü geçiş türlerini kendi içinde temel görüntü geçiş yöntemleri ve efektli geçiş yöntemleri olmak üzere iki ana grupta inceleyebiliriz. Şimdi önce temel görüntü
    geçiş yöntemlerine ve bunların oluşturduğu etkilere göz atalım.


    Temel Görüntü Geçiş Türleri ve Etkileri

    Temel geçiş yöntemleri kesme, zincirleme, bindirme, kararma ve açılma ile bulanıklaşma ve netleşmedir. TV yapımlarında ve sinema filmlerinde en çok bu beş geçiş türü kullanılır. Farklı amaçlarla kullanılırlar ve her birinin verdiği etki ayrıdır.

    Kesme (cut)
    Bir kameradaki görüntüden diğer kameradaki görüntüye doğrudan geçmektir. Kurgumuzu analog kurgu setinde yapıyorsak iki farklı video görüntüyü kasetimize peşpeşe eklediğimizde iki görüntünün arasında yaptığımız geçiş, kesmedir. Veya bir dijital kurgu yazılımıyla kurgu yaparken görüntüleri aralarına herhangi bir geçiş efekti koymadan çalışma alanında (timeline) sıralıyorsak, yine kesme ile geçişler yapmış oluruz. Kesme, herhangi bir efekt kullanmadan geçiş yapma anlamına geldiğinden dolayı, uygulanması son derece kolaydır. Teknik olarak türü veya ince ayarları yoktur, geçiş hızı
    sabittir. Hem sinema, hem de TV yapımlarında en çok kullanılan geçiş türü budur. Kesme, doğru olarak yapıldığında en az belli olan geçiştir çünkü insan gözünün bakış yön ve açı değişimlerindeki doğal etkiyi verir. Odada oturan bir oyuncuyu bel plan çektiğimizi düşünelim. Odanın kapısı çalıp oyuncumuz başını kapı tarafına çevirdiğinde ve kapı açıldığında, ikinci kameradan açılan kapıyı çeker ve bu iki görüntüyü peşpeşe eklersek, ideal bir kesme geçişi yapmış oluruz. Çünkü odada biz de oturuyor olsaydık kapı çaldığı anda büyük ihtimalle başımızı kapı tarafına çevirecektik ve görüş alanımız da kapı olacaktı (Tek kamerayla çekim yaparken kamerayı oyuncudan kapıya doğru döndürmemiz bir kesme değil çevrinmedir. Kesme için birbirinden bağımsız iki çekim gereklidir). Kesme ile geçişin zamanlaması, seyirciye bazı mesajların aktarımını kolaylaştırabilir. Bir karakter konuşmasını tam bitirmeden kesme yapıyorsak seyirciye o karakterin söylediklerinin değersiz ve yüzeysel olduğunu hissettirmek istiyor olabiliriz. Tam tersi olarak, eğer karakter sözünü bitirdikten sonra kesme yapmadıysak ve hâlâ onu göstermeye devam ediyorsak, seyirciye onun yüzündeki ifadeyi görme ve doğruyu söylemediğini fark etme fırsatı veriyor olabiliriz. Bu tip “geciken kesme”ler, izleyiciyi meraklandırmak için de kullanılabilir. Kapı çalınıp odaya biri girdiğinde giren kişiyi göstermemek, seyirci üzerinde kuşku, merak ve kaygı uyandırır.

    Kesme normal olarak, ya yeni bir şey gösterilmek istendiğinde veya aynı kişi, cisim ya da görüntüyü değişik ölçeklerde gösteren kameralar arasında ve daha yakın/daha uzak bir çekime geçmek istendiğinde veya bir sahneden diğerine geçiş yapmak için kullanılır. İdeal bir kesme geçişi, şu amaçlara hizmet eder:

    • O andaki duyguya uygundur.
    • Öyküyü ilerletir.
    • Ritmik açıdan doğru zamanda gerçekleşir.
    • İlgi odağını hep görüntüde tutar ve gözle takibi kolaylaştırır.
    • Aks çizgisi vs. ekran kurallarına uygundur.
    • Devamlılık kurallarına uygundur. (kişilerin ve eşyaların nerede olduğu konusunda kafa karıştırmaz)

    Eğer kesme, sıralanan bu maddelere uygun bir geçiş sağladıysa, başarılı olmuştur. Bu 6 madde içerisinde kuşkusuz en önemli olanı kesmenin o andaki duyguya uygun olmasıdır.

    Kesme ile geçiş yapılırken aşağıda sıralanan hususlara dikkat edilmelidir:

    • Kesme yapmak için bir “sebep” bulunması gerekir. Sebepsiz yere bir kesme yapıldığında görüntü akışı bozulabilir.
    • Kesme yapıldığı belli olmamalıdır. Unutmayalım ki çoğu zaman en iyi geçiş, izleyicinin fark etmediği geçiştir.
    • Bir çekimin ne kadar uzun süreceğini, yani ne zaman sonraki görüntüye geçileceğini belirlemede müzik yol gösterici olabilir.
    • Çok yakın bir çekimden çok uzak bir çekime kesme yapılmamalıdır (baş plandan, genel plana gibi). Böyle bir durum izleyicinin gözünü rahatsız eder ve şaşırtır.
    • Farklı çevrinme hızlarındaki çekimler birbiri ardına eklenmemelidir.
    • Kamera açıları aynı olan iki görüntü peş peşe kullanılmamalıdır. (Görüntüdeki nesnede sıçrama meydana gelir.)
    • Kesmeler aks çizgisi kuralına (180 derece kuralı) aykırı olmamalı, seyircinin yön duygusunu bozmamalıdır.

    Kesme geçişinin uygulanma şekilleri şunlardır:

    Harekete göre kesme: Eğer oyuncuların bir hareketi anında kesme yapıyorsak, hareketin parçaları her iki çekimde de görülmelidir. Örneğin, koltuğunda oturan bir kişiyi görüntülerken bu kişinin ayağa kalktığını düşünelim. Oyuncumuz otururken birinci kamera bel planda, ayağa kalktığında ise ikinci kamera onu boy planda çekimlesin. Birinci kameradan ikinci kameraya kesme ile geçiş yapacağımızda, en iyi geçiş noktası “oyuncunun ayağa kalkmaya başladığı an”dır. Bu şeklilde yapıldığında izleyici geçişin yapıldığını hissetmeyecektir bile. Oysa oyuncu koltuğundan kalkmaya başlamadan veya kalkma hareketi tamamlandıktan sonra kesmenin yapılması görüntülerin devamlılığını bozar. Harekete göre kesme yapılırken dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da şudur:
    uzak bir çekimden yakın bir çekime kesme yapılırken hareketin bitişine doğru, aksi durumda ise hareketin başlangıcında kesme yapılmalıdır. Bu şekilde yaptığımızda hareketin tüm oluşumu görüntü çerçevemizin içinde korunmuş olur.

    Konuşmaya göre kesme:
    Bir kişinin konuşması bitince, konuşmaya başlayan diğer kişiye kesmektir. Eğer konuşan kişi uzun cümleler kuruyorsa, diğer kişilerin onu dinlemesi veya ona beden diliyle tepkilerine de kesme yapılabilir veya mekân geniş plan bir çekimle izleyiciye sunulabilir. Konuşmaya göre kesmede orta bir yol tutturmak gereklidir; aynı çekimde uzun süre kalmak izleyiciyi sıkabilir ve dikkatini dağılabilir, çok sık kesme yapmak ise çırpıntılı, izlenmesi güç bir çekim oluşturabilir.

    Müziğe göre kesme: Müziğin ön planda olduğu yapımlarda geçiş yerleri müziğin ritmine göre belirlenebilir. Şarkı kliplerinde görüntü geçişi sayısı genellikle şarkının hızıyla doğru orantılıdır. Hareketli şarkılarda daha çok, yavaş ve romantik parçalarda ise daha az sayıda geçiş yapılır. Geçiş yapılacak noktaların seçiminde de müziğin vurgusu dikkate alınabilir. Müziğin vurgusuna göre kesme, hem etkili hem de estetik açıdan doyurucu sonuçlar sağlar. Müziğe göre kesme, şarkı kliplerinin yanı sıra müziğin ön planda olduğu stüdyo program çekimlerinde veya sinema filmlerinde de kullanılabilir.
    İlgi yönüne göre kesme: Oyuncu, çerçeve dışında kalan bir yere baktığında veya çerçeve dışındaki bir noktayı işaret ettiğinde, seyirci de bu bakılan veya işaret edilen noktayı görmek isteyecektir. İşte bu an kesme yapmak için uygun bir zamandır. Bir tabancanın veya fotoğraf makinesinin yöneltildiği nokta vs. de seyirci üzerinde ilgi uyandırır. İşte bu anlarda yapılan kesme, seyircinin beklentisini karşıladığı için rahat bir geçiş olur. Ateş edildikten sonrahedefteki kişiyi göstermek, ilgi yönüne göre başarılı bir kesmedir.

    Zincirleme Geçiş (mix)
    Dilbilgisinde noktalı virgülün gördüğü işi görür. En çok kullanılan ikinci geçiş türüdür. Bir kameradan diğerine geçilirken, ilk kameranın görüntüsünün ağır ağır kaybolması, aynı anda diğer kameranın görüntüsünün ağır ağır belirmesi biçiminde bir geçiş yöntemidir. Yumuşak bir geçiştir. Zamanlar arası veya mekânlar arası geçişi anlatmak için çok sık kullanılır. Örneğin,; aralarında birkaç aylık bir zaman dilimi olan iki sahneyi zincirleme geçiş ile birbirine bağlayalım. Birinci sahnemizde oda içinde oyuncularımız konuşurlarken kameramız yavaşça pencereye doğru dönsün. Pencereden güneşli bir gün ve bahçedeki meyveye durmuş ağacı görelim. Bu ağacın görüntüsü yavaş yavaş silikleşirken aynı anda soğuk, karlar içinde bahçeyi ve yapraklarını dökmüş aynı ağacın görüntüsü gelsin. Kamera tekrar odanın içine geri döndüğünde artık oyuncularımızın önceki konuşmalarının üzerinden birkaç ay geçtiğini anlarız.

    Zincirleme geçiş sinema filmlerinde ve müzik kliplerinde sıkça kullanılır. Bu geçiş türü olayın ritmini yavaşlattığından aksiyon filmlerinde ve hareketli şarkıların kliplerinde fazla tercih edilmez. Zincirleme geçiş, çekim hatalarını gidermek için de ideal bir yöntemdir. Aks sıçraması, çerçeveleme hataları olan çekimler arasında bu geçiş türü kullanıldığında, izleyici hataları fark etmeyecektir.
    Zincirleme geçişin uygulanmasında şunlara dikkat edilmelidir:

    • Zincirleme geçiş en az 2–3 saniye sürmelidir. Bu süreden uzun sürmesi isteğe ve konunun o andaki akışına bağlıdır. Ama 2–3 saniyeden kısa süren bir mix, kötü yapılmış kesme gibi görünecektir.
    • Söyleşi ya da karşılıklı konuşmanın olduğu durumlarda zincirleme geçiş kullanılmamalıdır. Böyle bir programda normal geçiş yöntemi kesme’dir. Karşılıklı konuşmalarda kesme yerine zincirleme geçiş kullanılması olayın doğal ritmini bozar.
    • Hareketli bir kameradan hareketsiz bir kameraya veya hareketsiz bir kameradan hareketli bir kameraya zincirleme geçiş yapılmamalıdır. Daha doğrusu, kameranın hareketi tamamlanmadan başka bir görüntüye herhangi bir şekilde geçiş yapılması çok doğru değildir.

    Kararma ve Açılma
    Her romancı, yazdığı romanın bölümleri arasında okuyucunun durup soluklanmasını ister. Kararma ve açılma geçişi, peşpeşe kullanıldığında dilbilgisindeki yeni paragraf veya yeni bölüme geçişe denk gelir. Kararma (fade out) bir sahnenin sonu, açılma (fade in) ise yeni sahnenin başlangıcı manasını taşır. Tıpkı zincirleme geçişte olduğu gibi bu geçiş de, zamanlar arası geçişi belirtmek için kullanılabilir. Mesela akşam sahnesi bittiğinde ve oyuncu uykuya yattığında görüntü yavaş yavaş kararır ve belirsizleşir. Oyuncunun sabahleyin odasına güneş vururken uyanmasını ise görüntünün yavaş yavaş aydınlanması şeklinde görürüz. Bu iki sahne arasında kararma ve açılma geçişi yerine örneğin, kesme geçişi kullansaydık, izleyici iki sahne arasında ani bir atlama olduğu hissine kapılacaktır. Görüntünün kararması ve aydınlanması, kameranın diyaframıyla oynanarak yapılabileceği gibi bilgisayarda veya analog kurgu ünitelerinde de düzenlenebilir. Kararma ile
    açılma genellikle peşpeşe kullanılır. Ancak filmlerin başlarında veya sonlarında tek başlarına da kullanılabilirler. Örneğin; açılma geçişiyle başlayan bir film, en sonda sahnenin kararması
    ile bitebilir.

    Bulanıklaşma ve Netleşme
    Kararma ve açılmada olduğu gibi birbirini takip eden iki harekettir. İlk sahnenin görüntüsü gittikçe bulanıklaşarak belirsizleşir (out of focus), bu belirsizliğin içinde ikinci sahnenin görüntüsü yavaş yavaş görünür hale gelir (sharp focus). Kurguda kullanılacak geçiş yöntemleri çekimden önce belirlendiyse, bulanıklaşma ve netleşme efekti kamera objektifi üzerindeki netlik bileziğiyle yapılabilir. Birinci sahnenin çekiminin son saniyelerinde netlik bileziği manuel (elle) kontrol konumuna alınarak görüntü yavaş yavaş bulanıklaştırılır ve kayıt bitirilir. Senaryoya göre bir sonraki sahnenin çekimine ise tamamen bulanık, net olmayan görüntüyle başlanır ve netlik bileziği yavaşça çevrilerek görüntü netleştirilir. Bu etki, bilgisayarlı kurgu sistemlerinde ve analog kurgu setlerinde de oluşturulabilir.
    Bu geçiş yöntemi, daha çok öznel bakışın olduğu sahnelerde kullanılır. Oyuncumuzun fenalaşarak yere düştüğü ve bayıldığı, sonra gözlerini bir hastane odasında açtığı bir film çekimi düşünelim. Bu sahneyi oyuncunun gözünden seyirciye sunarsak, oyuncumuzun fenalaştığı ve kendinden geçtiği sahnede kamera görüntüsü bulanıklaşır ve kamera sabitliğini kaybederek yalpalamaya başlar. İkinci sahnede ise oyuncumuz gözlerini yavaşça açar, yavaş yavaş netleşen görüntünün içinde, üzerine eğilmiş kendisine bakan yakınlarını ve doktoru görür. Bu sahnede bulanıklaşma ve netleşme efektinin kullanılması, seyircilerin kendilerini oyuncuyla özdeşleştirmesini ve daha fazla etkilenmelerini sağlayabilir.

    Bindirme
    İki kameranın görüntüsünün üst üste çakıştırılmasıdır. Zincirleme geçişe benzetilebilir; ancak zincirleme geçişte ilk görüntü yavaş yavaş silinirken ikinci görüntü yavaş yavaş belirir. Bindirme de ise her iki görüntü uzun süre ekranda birlikte, sabit bulunur. Duruma göre görüntülerden biri daha belirgin olabilir. Bu geçiş görüntüye şiirsel bir hava verir. Sinemanın ilk yıllarında film bandı üzerine üst üste iki kere çekim yapılarak iki farklı görüntünün aynı anda filmde görünmesi sağlanabiliyordu (superimpose). Günümüzde ise farklı kameraların çektiği görüntüler aynı görüntü karesinde birleştirilerek bu etki sağlanmaktadır.

    Görüntünün üzerine eklenen yazılar da bindirme sınıfına girer. Tam ekran bir görüntünün üzerine konan küçük ekran video görüntüler ile görüntülerin üzerine eklenen yazı, şekil ve grafik çalışmaları da bindirme kategorisine girer.

    Bindirme şu amaçlar için yapılabilir:

    • İki ayrı olayı aynı anda göstermek,
    • İki ayrı konu arasındaki benzerlik ya da farklılıkları aynı anda göstermek,
    • Bir işin başlangıç ve son durumunu bir arada göstermek, vs. gibi.
    • Bindirme geçişinin uygulanmasında şunlara dikkat edilmelidir:
    • Tanıtma yazısı bindirirken görüntünün ve yazının zıt renklerde olmasına, yazının görüntünün içinde kaybolmamasına dikkat edilmelidir. Yazı gölgelendirilerek de görünürlüğü arttırılabilir.
    • Bir konuşmacının üzerine tanıtma yazısı bindirilecekse bel çekim veya omuz çekim gibi uygun bir çekim ölçeği tercih edilmelidir. Boy çekim veya yakın yüz çekim yapılırken kişilerin isimleri veya diğer bilgileri bindirme olarak kullanılmamalıdır.
    • Kullanılacak tanıtma yazısı çerçevenin alt kısmına yakın, uygun bir yerde olmalıdır.
    • Tanıtma yazıları ve akan yazılar ekranda rahatça okunabilecek bir süre tutulmalıdır.
    • Ölçümüz, yazıların yüksek sesle ve rahat okunabilecek bir süre görüntüde kalmasıdır.

    Donma
    Sahnenin sonunda görüntünün dondurularak filmin bitirilmesidir (freeze). Özel etki anlarında çok güçlü bir geçiş olabilir. Mesela filmin bitiş sahnesinde oyuncunun sevinçli, kızgın, korkmuş yüz ifadesinin dondurularak filmin bitirilmesi izleyicilerin dikkatini bu yüz ifadesine uzun süre bakmaya ve onun anlamına yoğunlaşmaya sevkedebilir. Fransız yönetmen Truffaut, “400 Darbe” (Les Quatre Cent Coups, 1959) filminin bitiş sahnesinde ilk kez “donma” etkisini denedi. Bu kapanış, filmin sonunu yorumlamaya açık, izleyiciyi düşündüren bir şekle soktu.

    İris
    Genellikle filmlerin başında veya sonunda kullanılan, başlama ve bitme hissini güçlendiren bir geçiş yöntemidir. İris-in geçişinde, siyah bir ekran içinde küçük bir daire içinde filmin ilk sahnesi belirir, bu daire genişleyerek ekranın tamamını kaplar ve film başlamış olur. İris-out geçişinde ise ekranda dıştan içe doğru genişleyen bir daire görüntüyü tamamen kapar ve film bitmiş olur. İris yöntemi kullanılırken daire, açılma veya kapanma hareketini ekran çerçevesinin tam ortasını merkez alarak yapmaz. Dairenin merkezinde sahnenin en önemli öğesi (bu genellikle bir insan yüzüdür) vardır.
    Bu geçiş türünü, yapımın ara sahnelerinde kullanmak, genellikle yanlış sonuç doğurur.

    Efektli Görüntü Geçiş Türleri Ve Etkileri
    Yukarıda öğrendiğimiz temel geçiş yöntemlerinin yanı sıra yapımı renklendirmek için kullanılabilecek yüzlerce efektli görüntü geçiş türü vardır. Gerek analog kurgu setleri, gerekse de bilgisayarlı video kurgu yazılımları bunların birçok türünü bize sunar.lar. Görüntünün bir yıldız şeklinin içinden büyüyerek gelmesi, görüntülerin birbirlerini iterek yer değiştirmesi veya 3 boyutlu geçiş teknikleri kullanılarak geçişin yapılması mümkündür. Efektli geçiş türlerinin çoğu, temel geçiş türlerinin aksine, somut bir anlam taşımaz. Birbirlerinin yerine de kullanılabilir.ler. Bunların kullanımında dikkatli davranmalı ve bir amaç için kullanmalıdır. Aslında hem temel geçiş, hem de efektli geçiş yöntemleri tek başlarına anlamsızdırlar. Onlara yüklendikleri anlamı veren, beynimizdir. Kararma ve açılma
    efekti uzun yıllardır zamanda geçişi anlatmak için kullanıldığı için böyle bir geçişi gördüğümüzde beynimiz otomatik olarak zamanın değiştiği hissini edinmektedir. Efektli geçiş türlerinden bazıları da zamanla bu tip somut anlamlar kazanabilecektir. Örneğin, iki farklıgörüntü karesi arasına konan, bir flaşın patlamasına benzer hızlı bir ışık patlaması ile geçiş, eski bir hatıranın kahramanın gözünde tekrar canlanması anlamına gelmektedir. Bu görüntü geçişi bu anlamı vermek için ilk kez kullanıldığında ‘hatıraya geçiş’ hissi belki de çoğu izleyici tarafından anlaşılamamıştır. Çocukluğumuzdan başlayarak TV görüntülerinin ve geçişlerinin ne anlama geldiği konusunda tekrara dayalı uzun bir zihinsel eğitimden geçtiğimiz için, flaş patlaması şeklindeki bu geçişin ne anlama geldiği konusunda artık çoğu izleyicide ortak bir kanaat oluşmuştur.

    Efektli geçişler sıkıcı bir konuyu hareketlendirmek ya da daha seçkin bir duruma getirmek için kullanıldığında son derece banal, çirkin ve rahatsız edici de olabilirler. Bu görüntü geçiş yöntemleri uygun bir amaçla kullanılsa bile çok sık tekrarlanması durumunda izleyicinin dikkatini dağıtabilirler.

    GÖRÜNTÜ GEÇİŞİ VE GÖZ KIRPMA

    “İngiliz Hasta”, “Baba” ve “Kıyamet” gibi Oscar ödüllü filmlerin kurgucusu ABD’li Walter Murch, “Göz Kırparken” adlı eserinde, insanın göz kırpması ile görüntü geçişi yapma arasında bir bağlantı kurar. Önce Murch’un ABD’li yönetmen John Huston’dan yaptığı alıntıyı okuyalım:

    “Odadaki şu lambaya bakın. Şimdi bana bakın. Şimdi tekrar lambaya bakın. Tekrar bana bakın. Ne yaptığınızı fark ettiniz mi? Göz kırptınız. Bunlar kesmelerdir. Birinci seferden sonra biliyorsunuz ki benden lambaya pan (çevrinme) yapmanıza gerek yok çünkü arada ne olduğunu biliyorsunuz. Zihniniz sahneyi kesti. Önce lambayı gördünüz. Kestiniz. Sonra beni gördünüz”.

    Huston’un farkına varmamızı istediği şey fizyolojik bir mekanizma olan ve görsel algımızın devamlılığını kesintiye uğratan “göz kırpma”dır: Kafamız odanın bir tarafından diğerine yumuşak bir şekilde dönebilir ama aslında görsel imgelerin akışını anlamlı parçalara ayırırız. Bu parçaları (Huston’un örneğinde lamba ve yüz) gereksiz bilgileri dışarıda bırakacak şekilde arka arkaya eklemek ve karşılaştırmak (yani aradaki gereksiz görüntüleri atarak kesme yapmak) daha iyidir. Murch, Huston’un bu fikirlerini okuduktan sonra insanları gözlemlemeye başladığını belirterek şöyle devam eder: “Ne zaman göz kırptıklarına bakıyordum ve lise biyoloji kitaplarında söylendiği gibi göz kırpmanın sadece göz yüzeyini nemlendirmek için yapıldığı iddiasından farklı bir şey keşfetmeye başladım. Eğer o kitaplarda söylenen şey tek gerçek olsaydı her birey için belirli bir ortamda, nemliliğe, sıcaklığa ve rüzgâra bağlı olarak ortaya çıkan, tamamen mekanik ve önceden kestirilebilir bir göz kırpma aralığı olurdu. Durum çok açık şekilde böyle değildir: insanlar bazen gözlerini dakikalarca açık tutabilirler. Başka bir zamanda ise sabit bir aralık olmaksızın arka arkaya defalarca kırpabilirler.

    Soru şudur: “Göz kırpmalarına neden olan şey nedir?” “Çok sinirli olan ve hiç göz kırpmayan biriyle karşılaşmışsınızdır. Bence bu kişi o an sahip olduğu (ve ona sahip olan) tek bir düşüncenin etkisi altındadır. Bu düşünce onu göz kırpma ihtiyaç ve dürtüsünden alıkoyar. (Kovboy filmlerinde şu klasik cümle vardır: “Göz kırptı”. Bu zihinsel oyunda kaybeden pozisyonunu koruyamamış ve ana düşüncesinin kritik anda başka bir düşünce tarafından yerinden edilmesine engel olamamıştır. Göz kırpma ilk düşüncesini kaybettiği anı gösterir.) Başka bir tür sinir de insanın sürekli göz kırpmasına neden olabilir: Bu sefer de kişi aynı anda birbiriyle çatışan pek çok duygu ve düşüncenin etkisi altındadır ve umutsuzca (ve bilinçsizce) göz kırparak bu düşünceleri birbirinden ayırmaya ve bir şekilde kendini kontrol altına almaya çalışır.”

    Buradan yola çıkarak Murch, kesme veya başka bir tür görüntü geçişi yapmanın zamanlamasının, insanın göz kırpmasıyla paralel gitmesi gerektiğini söyler. Göz kırpmalar, karşımızdakinin fikrini anladığımızı veya yeni bir konuya geçtiğimizi de işaret edebilir. Ona göre iki kişinin konuşmasını filme çekerken, oyuncuların veya seyircilerin gözlerini kırptıkları noktalar, kesme yapmak için de en uygun noktalardır: “Önemli olan sadece göz kırpma aralığı değil, aynı zamanda göz kırpma anıdır. Biriyle konuşmaya başlayın ve ne zaman göz kırptığınadikkat edin. Göreceksiniz ki karşınızdaki kişi anlattığınız şeyi anladığı anda göz kırpacaktır, ne bir an önce ne bir an sonra.(…) Bu göz kırpma, konuşmayı filme çekiyor olsaydık tam olarak bir kesmenin olacağı anda olacaktır: Ne bir kare önce ne bir kare sonra.” “Düşüncelerin sıralanmasının –yani başka deyişle göz kırpma ritim ve hızının- seyircinin izlemekte olduğu şeye uygun olması gerektiğini düşünüyorum. Gündelik hayatta göz kırpma hızı yaklaşık olarak dakikada dört ile kırk arasındadır. Bir kavgadaysanız dakikada onlarca defa göz kırpabilirsiniz çünkü o anda aklınızdan onlarca değişik düşünce geçiyordur.

    Aynı şekilde kavgalı dövüşlü bir filmi izlerken de dakikada onlarca kesme olması beklenebilir. [dipnot: Bu, seyircinin kavgaya duygusal olarak katılmasını sağlar. Ama öte yandan eğer seyircinin nesnel bir uzaklıktakalarak kavgayı kendi başına bir olgu olarak izlemesini istiyorsanız kesme sayısını hatırı sayılır şekilde azaltmanız gerekir.) Gerçekten de istatistiksel olarak gündelik hayattaki göz kırpma ve filmlerdeki kesme hızı birbirine çok yakındır. Nasıl sahnelendiğine bağlı olarak bir aksiyon sahnesi dakikada yaklaşık 25 kesme içerir. Buna karşılık (Amerikan sineması için) ortalama bir diyalog sahnesi dakikada altı kesme veya daha azını içerir.” “Göz kırpmalarla uyum içinde olmalı hatta belki onlardan hafifçe önde gitmelisiniz. Tabii ki seyircinin her kesmede göz kırpmasını bekleyemeyiz ama kesme noktası, muhtemel bir göz kırpma noktası olmalıdır. Bir anlamda, kesme yaparak, görsel alanın ani yer değiştirmesi ile seyirci adına göz kırpmış oluyorsunuz: Huston’un örneğindeki gibi gerçek dünyada onların göz kırparak yapacağı şekilde iki düşüncenin hızla arka arkaya gelmesini sağlamış oluyorsunuz.” Murch’a göre karşımızdaki kişinin gereğinden fazla, gereğinden az veya yanlış yerde gözkırpması bizi rahatsız eder, dediklerimizi anlamadığını veya bizi dinlemediğini düşündürür.

    Umarım yardımcı olabilmişimdir Emrah Bey. Kariyer hayatınızda da başarılar dilerim 🙂

    • 474 Gösterim
    • 1 Tavsiye
    • 0 Takdir
  • Merhaba efendim , şimdi size meteroloji mühendislerinin iş olanakları ile ilgili bilgi vereceğim ;

    Meteoroloji mühendisi, atmosferdeki sistemleri ve olayları (yağmur, rüzgar, bulut, hava basıncı vb.) izleyerek veriler elde eden ve bu verileri bir bütün içinde değerlendirerek günlük hayata uygulanmasını sağlayan kişidir.
    Hava tahmini yapmanın ötesinde atmosferdeki tüm olayları inceler ve bunların dünya üzerindeki etkilerini gelişmiş en son teknoloji ve bilimsel kavramları kullanarak açıklar ve yorumlar.

    A- GÖREVLER

    – Yer istasyonlarında, nehir ve göllerde belirli saatlerde (saat başı), belli noktadaki meteorolojik durumu (ısı, yağış, basınç, bulut vb.) gözler,
    – Çeşitli meteoroloji istasyonlarından gelen gözlem raporlarını yorumlar,
    – Gözlenen bilgileri kodlandırarak telex, fax vb. iletişim devrelerine verir,
    – Kod haline dönüşen bilgileri Romadaki merkeze gönderir,
    – Meteorolojik olayları yer ve basınç durumunu yüksek kartlara işler ve haritaların bilgisayar yardımıyla çizimini yapar, meteorolojik olayları harita üzerinde belirtir,
    – Yüksek atmosfer gözlemi yapan istasyonlarda balon sistemi ile gözlemler yapar. gözlem sonucunu yüksek kartlara işler,
    – Yerden itibaren 20 kmye kadar olan çeşitli seviyelerde yapılan gözlemde kullanılan yüksek kartların analizini yapar,
    – Deniz meteoroloji istasyonlarında gözlem yoluyla rüzgar ve dalga tahmini yapar,
    – Hava meydanlarında yağmur, kar, bulut vb. yer gözlemleri yapar, kontrol kulesine hava gözlem sonucunda ortaya çıkan bilgileri verir,
    – Uygun baraj yerlerinin seçimi amacıyla hava etüdü yaparak, havzaya gelebilecek yağış miktarını belirler,
    – Meteorolojik analiz ve tahmin yaparak çığ uyarılarında bulunur,
    – Sulama kanallarının seçimi amacıyla küçük çapta sel tahminleri yapar,
    – Yağış imkanı olan bulut tabakalarına gümüş iyodürü enjekte ederek yapay yağış sağlar,
    – Fırtına yapıları ve dinamiğini araştırarak sel ve fırtına uyarılarında bulunur,
    – Zirai meteoroloji alanında çalışarak tahmin yapar, toprağın ısı ve nemini ölçer, suni tohumlama konusunda çalışır. Bununla ilgili rapor hazırlar,
    – Derece-Gün hesapları ile ısıtma ve soğutma amaçlı enerji ihtiyaçlarını belirler,
    – Dünya iklim değişikliklerini inceler,
    – Atmosferin kimyasal bileşimini, elektrik, ses ve ışık özelliklerini inceler,
    – Orman yangınlarını tahmin eder ve orman yangınlarıyla mücadele eder,
    – Hava kirlenmesi ve duman kontrolü üzerinde çalışır,

    – Meteorolojinin canlılar üzerindeki etkilerini inceler, çevre sorunları gibi konularda bilimsel araştırma ve geliştirme çalışmalarını sürdürür,
    – Güneş ve rüzgar enerjisi potansiyellerini belirler,
    – Hava tahminini geliştirmek için nümerik hava analizi konusunda araştırma yapar,
    – Dalganın fiziksel durumunu araştırır ve deniz tabanının jeolojik yapısını inceler,
    – TV, radyo ve yazılı basın için hava durumu raporlarını hazırlar.

    KULLANILAN ALET VE MALZEMELER

    – Veri toplayıcılar,
    – UHF ve VHF rüzgar profilleri,
    – Bulut tohumlama ve fırtına kontrol için özel donanımlı uçaklar,
    – Doppler Radar (Bulutlardaki yağışı ve küçük caplı türbülansı espit eder),
    – Arviyar (pist görüşünü belirleyen alet),
    – Sayısal çalışmalar için süper bilgisayarlar ve veri analizi yapmak için bilgisayarlar,
    – Gözlem parklarında meteorolojik rasatlar için özel aletler,
    – Göl ve nehirlerdeki su durumunu tespit eden özel aletler,
    – Meteorolojik uydular, uydu görüntülerini alma ve işleme sistemleri,
    – Radyosonde (Yüksek atmosfer gözlemi yapan cihaz),
    – Güneş enerjisi ölçüm seti,
    – Isı akılarını tespit etmek için mikrometeoroloji ölçüm kulesi,
    – Atmosferik sınır tabakanın yapısını ve hava kirliliği parametrelerini belirlemek için Doppler akustik uzaktan algılama radarları,
    – Hava faksı, teleks, konverter, teleteyp, faksmile cihazları.

    B- MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER

    Meteoroloji mühendisi olmak isteyenlerin;
    – Üst düzeyde bir genel yeteneğe,
    – Meraklı ve araştırıcı bir kişiliğe sahip,
    – Matematik, jeoloji, fizik, astronomi ve coğrafya alanlarına ilgili ve bu alanlarda başarılı,
    – Somut kanıtlara dayalı kararlar verebilen,
    – Sabırlı, dikkatli ve gözlemci
    kimseler olmaları gerekir.

    C- ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI

    Meteoroloji mühendisleri, genellikle meteoroloji istasyonlarında görev yaparlar, zaman zaman çalışmalarını açık havada da gerçekleştirirler. Savunma, tarım, ulaştırma ve turizm başlıca çalışma alanlarıdır. Meteoroloji mühendisleri çalışırken meteoroloji teknisyeni, haberleşme teknisyeni, gözlemci (rasatçı), bilgisayar programcısı, pilot, deniz kaptanları, çeşitli mühendisler ve meslektaşları ile iletişim halindedirler.

    D- MESLEK EĞİTİMİ

    MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER

    Mesleği eğitimi İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü’nde verilmektedir.

    ÖN EĞİTİMDE BAŞARILI OLUNMASI GEREKEN DERSLER
    – Matematik,
    – Fizik.

    MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI

    Mesleğin eğitimine girebilmek için,
    – Lise veya dengi okul mezunu olmak,
    – Öğrenci Seçme Sınavı’nda (ÖSS) “Meteoroloji Mühendisliği” lisans programı için yeterli “Sayısal (SAY)” puan almak,
    – Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Tercih Bildirim Formunda “Meteoroloji Mühendisliği” lisans programı ile ilgili en az bir yükseköğretim programını tercih etmek gerekmektedir.
    Bu yüksek öğrenim proğramında öğrenim görmek isteyen adaylar liselerin Fen,Fen Bilimleri, Klasik Fen,Matematik, Tabii Bilimler alanlarından mezun mezun iseler, ÖSYM tarafından yapılan Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) sonucunda diğer alanlardan mezun olanlara göre daha yüksek bir ağırlıklı puan elde etmekte ve öncelikle yerleştirilmektedirler.Ancak kendi alan/ kol/bölümlerin dışında bir yüksek öğrenim proğramını tercih eden adayların yerleşme şansı azalmaktadır
    Elektrik, Elektrik-Elektronik,Elektrik Elektronik Teknikerliği, Elektronik, Elektronik Haberleşme “Kontrol Sistemleri Teknolojisi”ve Ön lisans programlarını başarı ile bitirenler, ÖSYM tarafından açılan Dikey Geçiş Sınavı’nda başarılı oldukları takdirde, “Meteoroloji Mühendisliği”lisans programına dikey geçiş yapabilirler

    EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ

    Eğitim süresi 4 yıldır.
    İstanbulda bulunan İ.T.Ü. Meteoroloji Mühendisliği Bölümünde; fen mühendislik dersleri ağırlıklı bir eğitim yapılmaktadır. Bu eğitim boyunca atmosfer hareketlerini ve özelliklerini izlemek, atmosferin dünya üzerindeki tüm yaşamı nasıl etkilediğini gözlemek, araştırmak, anlamak, açıklamak ve öngörmek için gerekli olan bilimsel prensipler öğretilir ve en son teknolojiler tanıtılır. Böylece meteoroloji ve atmosfer bilimleri ile ilgili her konuda çalışabilecek mühendisler yetiştirilir.
    – İ.T.Ü. Meteoroloji Mühendisliği Bölümünün I. sınıfında öğrencilere Matematik, Fizik, Lineer Cebir, Kimya, Atmosfer Bilimlerine Giriş, Analitik Geometri, Bilgisayar Programlama, Met. Aletler ve Gözlem Usulleri, Genel Klimatoloji dersleri okutulur.
    – İkinci sınıfta Matematik, Yukarı Atmosfer Fiziği, Akışkanlar Mekaniği, Su Bilimi, Su Meteorolojisi, Atmosfer Termodinamiği, İstatistiksel Meteoroloji, Güneş ve Yer Radyasyonu, Sayısal Çözümleme, Dinamik gibi temel mühendislik ve meteoroloji derslerine devam edilir.
    – Diğer yıllarda ise Hava Analizi ve Tahmini, Dinamik Meteoroloji, Tarım ve Orman Meteorolojisi, Biyometeoroloji, Veri İşlem, Hava Kirliliği ve Atmosfer Kimyası, Enerji Meteorolojisi, Güneş ve Rüzgar Enerjisi, Oseanografi, Mühendislik Ekonomisi, Bulut Dinamiği ve Yağış Fiziği, Hava Modifikasyonu, Sayısal Hava Analizi, Modelleme ve Tahmini, Atmosferik Çevre ve Hava Kirliliği Meteorolojisi, Atmosferik Radyasyon ve Atmosferde Enerji Dengesi, İklimsel Analiz ve İklim Değişiklikleri, Veri Analizi, Akustik Uzaktan Algılama ve Uydu Meteorolojisi, Atmosferin Sayısal ve İstatistiksel Modellenmesi, Hava ve Deniz Etkileşimi; İstatistiksel, Fiziksel, Dinamik ve Uygulamalı Klimatoloji, Mimari ve Şehircilik Meteorolojisi, Denizcilik ve Uçuş Meteorolojisi, Mikrometeorolojisi, Su Kaynaklarının Geliştirilmesi ve İşletilmesi, Hidroloji ve Hidrometeoroloji, Tıbbi Meteoroloji ve atmosfer bilimlerinin çeşitli alanlarında dersler verilir.

    EĞİTİM SONUNDA ALINAN BELGE-DİPLOMA VE UNVAN

    Eğtimini başarı ile tamamlayanlara “Meteoroloji Mühendisliği” lisans diploması ve “Meteoroloji Mühendisi” unvanı verilir.

    E- ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI

    Meteoroloji Mühendisleri;
    – Devlet Meteoroloji Genel Müdürlüğünde meteorolojik gözlem, araştırma, hava analiz ve tahmini yaparlar,
    – Devlet Su İşleri, Elektrik İşleri Etüd İdaresi ile baraj ve gölet inşa eden özel şirketlerde hidrolojik ve meteorolojik etüdler yaparlar,
    – Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi ve özel enerji şirketlerinde rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji çalışmalarında görev almaktadırlar,
    – TV, radyo ve gazete gibi kitle iletişim kurumlarında,
    – Üniversiteler ve bazı araştırma ve planlama örgütlerinde,
    – Sigorta şirketleri ve banka gibi özel kuruluşlarda,
    – Çevre Bakanlığı ve İl Çevre Müdürlüklerinde,
    – Büyük Şehir Belediyeleri, yerel yönetimlerin su işletmeleri ve çevre koruma dairelerinde,
    – Deniz Kuvvetlerinin Seyir Hidrografi ve Oşinografi dairelerinde,
    – Sağlık,turizm, enerji, tarım ve orman bakanlıkları ve işletmeleri,
    – Silahlı Kuvvetler ve Milli Savunma Bakanlığı,
    – Sivil ve askeri uzay ve havacılık ajansları,
    – Resmi ve özel hava yolları ile hava limanları ve diğer ulaşım sektörleri,
    – Türkiye Atom Enerjisi Kurumunda nükleer santrallerin kurulmasında yer seçimi için meteorolojik parametrelerin saptanması ve kaza anında nükleer serpintinin kirleteceği yerleri belirleme konusunda, çalışabilirler.
    – Her geçen gün meteoroloji mühendisinin çevre ve su kaynaklarını koruma ve geliştirmedeki önemli rolü de artmakta ve meteoroloji mühendislerine günümüzde giderek artan bir gereksinme duyulmaktadır.

    F- EĞİTİM SÜRESİNCE VE EĞİTİM SONRASI KAZANÇ

    EĞİTİM SÜRESİNCE

    Meslek eğitimi süresince kazanç söz konusu değildir. Ancak, koşulları uyan öğrenciler Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunca verilen öğrenim ve harç kredisinden yararlanabilirler.

    EĞİTİM SONRASI

    Meteoroloji mühendisleri devlet kuruluşlarında görev alırlar. Bu nedenle kazançları Devlet Memurları Yasasınca belirlenmiş olup, teknik elemanlara ödenen yan ödemelerden yararlanırlar.

    Yaklaşık olarak bir meteoroloji mühendisinin aylık maaşı asgari ücretin 4-5 katı civarında olup, ayrıca çalıştığı kurumdaki sosyal imkanlardan da yararlanırlar.

    G – MESLEKTE İLERLEME

    Meteoroloji mühendisleri ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında tecrübelerine ve yıllara bağlı olarak idari kademede görev alabilirler.
    – Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı,
    – Daire Başkanı,
    – Şube Müdürü,
    – Müdür, Müdür Yardımcısı vb. unvanlarda çalışabilirler.

    Üniversitede bu alanda bilimsel araştırma yaparak;
    – Araştırma Görevlisi,
    – Yardımcı Doçent,
    – Doçent,
    – Profesör unvanlarına kadar yükselebilirler.

    Umarım yardımcı olabilmişimdir. Aklınıza takılan başka bir soru olursa tekrar iletişime geçebiliriz , kariyer hayatınız da başarılar dilerim 🙂

    • 640 Gösterim
    • 1 Tavsiye
    • 0 Takdir
  • Merhaba Barış Bey ,

    Solucan gübresi işi ile ilgili size bir kaç bilgi vermek istiyorum.Öncelikle ;

    Solucan çiftliği kurmak ve işletmek Türkiye’de, dünyanın diğer ülkelerine göre farklı bir seviyede işlemektedir. Bugün dünyanın başarılı bir şekilde solucan çiftliği işleten ülkelerinde süreç şöyle işlemiştir: Bundan yüz yıldan fazla bir zaman önce bilimsel araştırmalarla solucanlar literatüre önemli bir canlı olarak girmiştir. Sonraki aşamada, insanlar öncelikle olta balıkçılığı için solucan yetiştirmeye başlamış ve ardından küçük ölçekli olarak hobi amaçlı solucan gübresi yetiştirmeye başlamışlardır. Teknolojinin gelişmesi, artan tüketim ve buna bağlı olarak ortaya çıkan atık sorunu, toprakların zayıflaması ve kimyasallarla kirlenmesi, artan gıda talebi vb gerekçeler, hem organik hem de alternatif üretim yöntemleri arayışının ortaya çıkmasına neden oldu.

    Umarım yardımcı olabilmişimdir.Kariyer hayatınızda başarılar dilerim Barış Bey 🙂

    • 3262 Gösterim
    • 2 Tavsiye
    • 0 Takdir
  • Merhaba efendim bir arkadaşım eskiden LTB’ de çalışmıştı oradan bildikleri size aktarmak isterim efendim. Şöyle ;

    Mağazada görev alan Satış Danışmanları Asgari ücret almaktadır. Yani bir satış danışmanı net olarak eline geçen para 949 TL’dir. Ocak ve Temmuz aylarında aldıkları zam ile yılda iki kere zam alırlar diyebiliriz. Asgari ücrete 2015 yılında verilen 50 TL lik zam ile Ocak ayından itibaren maaşları belirttiğimiz gibidir. Temmuz ayında verilecek %3 lük bir zam ile Maaşları 1000 TL olacaktır. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi artık Mağazalarda personellerine ek olarak mağaza kotası ve hedefi tamamlandığı zaman prim vermektedir. Bu nasıl yansıyor ?

    Mağazaya alışveriş için yönetim tarafından bir kota verilir. Örnek olarak verecek olursak 400 BİN TL kadar. 1 ay içerisinde mağaza bu kadar satış yaparsa personellerin maaşlarına da yine yüzde olarak prim yansıtılmaktadır. Bu sayede maaşlar 1.200 TL ile 1.350 TL arasında olabilmektedir. Peki mağaza hedefini yapamazsa prim alınmıyor mu ? Alınıyor elbet. Fakat %100 lük bir kota tamamlaması durumundakinden biraz eksik maaş alırlar.

    Sonuç: Bir satış danışmanı 949 TL net maaş alır. Ayrıca maaşının yanı sıra alışveriş merkezlerinde çalışan bu personellere Ticket verilmektedir. Yemek ya da diğer harcamalarda kullanılması için. Bu da 300-350 TL arasındadır. Ortalama olarak bir satış danışmanının aylık geliri 1.500 TL olabiliyor. Elbette yemek parası da dahil edilirse.

    Umarım istediğiniz uzman cevabı karşılayabilmişimdir.Kariyer hayatınızda başarılar dilerim 🙂

    This answer accepted by Dariyte. 20/06/2016 10 Performans puanı eklendi...

    • 2520 Gösterim
    • 1 Tavsiye
    • 0 Takdir
  • Merhaba Poyraz Bey , öncelikle çok güzel bir konuya değindiğiniz için teşekkür ederim.Uluslararası sektör geleceği olan bir sektördür bunu belirmek isterim.Bu bölümün iş olanaklarına değinecek olursak bu bölüm mezunları hem kamu sektöründe hem de özel sektörde iş imkanına sahiptirler. bezunlar, başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere İçişleri Bakanlığı, Maliye ve Gümrük Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ve Turizm Bakanlığı gibi bakanlıklarda, çeşitli kitle haberleşme kuruluşlarında ve uluslararası bankalarda çalışılabilir, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlıkları gibi devlet bürokrasisinin üst kademelerinde görev yapabilirler. Yine aynı şekilde uluslararası iktisadi ve ticari ilişkiler konularında da yetişen öğrenciler özel sektörün her kolunda iş imkanına sahiptirler.

    Mezunlar, açılan sınavlarda başarı gösterirlerse, diplomasi alanında çeşitli unvanlarla görev alırlar. Mezunlar ayrıca, kamu ve özel sektör kuruluşlarında, siyasi partilerde, sivil toplum örgütlerinde, kamuoyu araştırma şirketlerinde, medyada ve BM, Avrupa Birliği gibi uluslararası örgütlerde çalışabilirler ve farklı kademelerde yönetici olarak da görev yapabilirler. Yerel ve uluslararası bankalarda ticari işlemler yürütürler.

    Görüldüğü üzere, bu bölümlerden mezun olanların çalışabilecekleri alanlar oldukça çeşitlidir. Bölüm tercih edilmişse, esas olan mezun olmadan bir çalışma alanının belirlenmesi ve bu alanın gereksinimlerinin karşılanmasıdır. Eğer öğrenciler lisans yıllarında böyle bir seçimi yaparlarsa, mezun olduklarında ne yapacağım karamsarlığından kurtulmuş olurlar.

    Uluslararası ilişkiler bölümünü bitirenler açılan sınavlarda başarı gösterirlerse diploması alanında çeşitli unvanlarla görev alabilir. Diplomat, devletin bir başka ülkede temsilcisi olup kendi ülkesi ile gönderildiği ülke arasındaki ilişkileri yürütür. Temsil görevini yürüttüğü ülkenin hükümeti ile kendi hükümeti arasındaki diplomatik ilişkileri düzenler. Mezunlar diğer siyaset bilimi mezunlarının çalıştıkları alanlarda, onların yaptıkları görevleri yapabilirler. Yerel ve uluslar arası bankalarda ticari işlemler yürütürler.

    Ve size getirdiği bir çok özellik vardır.Bunlardan bir kaçı şöyledir :

    Tarih, Sosyoloji, Psikoloji, Hukuk ve Ekonomi alanlarına ilgi duyması
    Düşüncelerini söz ve yazı ile etkin bir şekilde ifade edebilme yeteneğine sahip olması
    Yorum yapması ve olayları analiz edebilme yeteneğine sahip olması
    İnsan ilişkilerinde başarılı ve ikna edici olması
    En az bir yabancı dil bilmesi
    Temsil niteliğine ve genel kültüre sahip olması. Kariyer hayatınızda başarılar dilerim umarım yardımcı olabilmişimdir.Aklınıza takılan herhangi bir soru olursa yardımcı olabilirim.Tekrardan kariyer hayatınızda başarılar dilerim Poyraz Bey 🙂

    • 3432 Gösterim
    • 2 Tavsiye
    • 3 Takdir
  • Tedarik Analistleri 1700 lira maaş almaktadır.

    • 3979 Gösterim
    • 1 Tavsiye
    • 0 Takdir
    • 3857 Gösterim
    • 1 Tavsiye
    • 0 Takdir
  • Müşteri Danışmanlarına aylık 1800 lira maaş veriliyor.

    • 4096 Gösterim
    • 1 Tavsiye
    • 1 Takdir
  • Zaman Gazetesinde Pazarlama Müdürlerinin maaşları 4000-4500 lira arasında değişmektedir.

    • 3530 Gösterim
    • 1 Tavsiye
    • 0 Takdir
    • 1268 Gösterim
    • 1 Tavsiye
    • 0 Takdir
  • Basel’de Satış Müdürleri ortalama 2500 lira maaş alıyor.

    • 3393 Gösterim
    • 1 Tavsiye
    • 0 Takdir
  • Burger King’te Asistan Müdürler 2000 lira maaş alıyor.

    • 4140 Gösterim
    • 1 Tavsiye
    • 0 Takdir
  • Erikli’de Dağıtım Şoförlerine aylık 2000 lira maaş veriliyor.

    • 3685 Gösterim
    • 1 Tavsiye
    • 0 Takdir
  • CEO 26/02/2016, Maaşlar.

    Kasiyerlere başlangıç maaşı olarak 1600 lira ödeniyor.

    • 3419 Gösterim
    • 1 Tavsiye
    • 0 Takdir
  • BP’de Muhasebe Uzmanları ortalama 2800 lira kazanıyor.

    • 3792 Gösterim
    • 1 Tavsiye
    • 0 Takdir
    • 9820 Gösterim
    • 1 Tavsiye
    • 0 Takdir