• İş Yaşamı-Kariyer-ŞirketlerYorum Yapılmamış

    depositphotos_55087427-Business-king

    Her ne yaparsak yapalım, yaptığımız bir şeyin düşünce aşamasında bile olsa bir karşılığı vardır artık günümüzde. Nasıl ki başarı için çok çalışmanın gerektiğini bildiğimiz gibi, antrenmansız bir olimpiyat sporcusunun da yarışta birinciliğe oynaması beklenemez. Sınavı kötü geçen öğrencinin ‘hoca bana sıfır verdi’ demesi ile sınav sonucu iyi gelen öğrencinin ise ‘sınavdan yüz aldım’ demesi, başarısızlığı başkasına, başarıyı ise kendisine atfetmesi gibi, bu durumu ‘başarı bencilliği’ olarak adlandırıyorum.

     

    Bu başarı bencilliği durumu üzerine hak ettiğimiz pozitif bir sonucu tabi ki kendi üzerimize alacağız fakat bu süreçte bize katkı sağlayan bir karınca bile olsa onun payını unutmayacağız. Bu ufak ve önemli detayı atlamadan sonucunu önceden düşünerek yaptığımız bir davranış bize muhtemelen yüksek bir başarı sağlar, planlı ve sonucu düşünerek hareket etmek ise kuvvetli bir başarı ihtimali sağlar. Bir kelime ile sonucumuzun değiştiğini tabiri caizse basit bir deney ile test etmiş olduk.

     

    Karşılıksız ve beklentisiz yaptığımız işler üzerine biraz düşünmeye ne dersiniz? Tamamıyla sonucun başarılı olması üzerine hareket ederiz. Atfetme hatalarımız olmadan, objektif yaklaşımlarla gönülden isteyerek tüm gücümüzle destek oluruz çalışmalarımıza. Bir karşılık beklemeden yaptığımız bu bilinçsiz fakat güzel olgu bana göre bir değeri ifade ediyor. Eğer bunu göz ardı edersek,  hem üzerinde çalıştığımız herhangi bir projeye hem de yardım elini uzattığımız her bir insana gönülden dokunmuş olmayacağız.

     

    Değer dediğimiz şeyin içi boş yardım eli gibi algılanmaması için buna ek olarak vicdanımızı da katmalıyız ki tam olarak değerimiz ruh bulsun. Aksi halde saf bir bedenden ileri gidemeyecektir.  Sağlam bir vücut bulmuş bu gönüllü yardım eli dediğimiz değerlerimizi sadece bilmek yetmez sorgulamalıyız aynı zamanda.

     

    Birtakım süreçlerden geçerken vicdan mı, akıl mı, kalp mi, yoksa belli başlı kurallarımı dinleyeceğiz? Şahsi düşüncem bunun en doğru yolu kararlarımızı verirken her şeyi bir kenara bırakıp insani değerleri düşünerek, bir nevi empati yaparak kararlar almaktan geçiyor.

     

    Kaynağımız insan diyoruz peki insanımızın değerine dokunabiliyor muyuz? İnsan Kaynaklarının sadece belli başlı temel kavramlardan ibaret olmadığını hepimiz biliyoruz. İnsan olmasa kaynağın ne önemi kalır ki?

     

    Bu güne kadar her şey konuşuldu, üzücüdür ki tüm İK konuları eksiksiz yazıldı çizildi fakat vicdan ve değere atıf yapılmadı. Başarıdan değere giden bu yolu doğru yönetebilirsek eğer tam olarak İK’yı hak ettiği yerde bulmuş oluruz. Unutmayalım ki bu tamamen bizim elimizde.

    İlk yorum yapan siz olun!

    Yorum ekle