• İş Yaşamı-Kariyer-ŞirketlerYorum Yapılmamış

    secim-sonrasi

    Bu durum İK içinde geçerli: her gün aynı çerçeveden manzarayı izliyoruz. Belki manzaramız güzel fakat içinin dolu olduğunu pek düşünmüyorum.

     

    Sosyal vitrin tarafımız oldukça donanımlı görünüyor değil mi? Sosyal vitrinden kastım; gerçek hayatımızdan daha çok dikkat ettiğimiz ve üzerinde titrediğimiz sosyal hesaplarımız, internet sitelerimiz, görsellik son derece ön planda olan, ara ara bilgiye yer verdiğimiz, teknolojik olarak hayatta olmak demektir. Her geçen gün vitrinimiz sosyal mezarlık olma yolunda ilerliyor ve önüne geçemiyoruz.

    Demek istediğim tam olarak bu. Sosyal vitrinin ne kadar iyi olursa olsun, önemli olan ayaklarının altında seni yükseltecek bilgi donanımı veya kişisel gelişim artılarının olması.

     

    İsterseniz şimdi sosyal vitrin boyutuna hepimizin önem verdiği birkaç örnek verelim:

     

    -Şık bir profil fotoğrafı

    -Neşeli paylaşımlar

    -Dikkat çekici bir iki tweet

    -Gündemi yakalamak

    -Instagram da göz alıcı fotoğraflar…

     

    Sosyal vitrin için en önemli olmazsa olmazlarımız arasında yer alan bunlara benzer daha birçok ufak çaplı örnek verebiliriz.

     

    Buraya kadar her şey gayet güzel eğlenceli, peki donanım vitrinimiz ne durumda?

     

    Donanım vitrini; okuduğumuz kitaplar ve dergiler, spesifik uğraşlarımız ve amaçlarımız, öğrenme isteği ve meraklılık, ilgi alanlarımız. Kısaca sosyallik ile donanımımızı bağdaştırarak donanım vitrinimizi oluşturabiliriz. Örneğin deneyimli ve alanında uzman bir kişi ile karşılıklı sohbet etmek o kişi ile bir araya geldiğimizi vurgulamak için çekildiğimiz fotoğraftan daha verimli olacağına inanıyorum.

     

    Sizce facebook hesabı olmak gerçekten var olmak demek midir? İşte burada durup düşünmemiz, eleştirmemiz, yazmamız, sorgulamamız gerekiyor. Peki nasıl?

     

    Bir yazı yazılıyor fakat tek taraflı, ne eleştiri var nede yorum! Karşılıklı etkileşim olmadan, algılarımızı açmayıp düşünmekten mahrum kalıyoruz. Bu durumu platonik aşk’a benzetiyorum, ne kadar yazarsan yaz ama tek taraflı!

     

    Temennim daha verimli bir ortamda, biz öğrencileri peşinden sürükleyecek, bol etkileşim ve iletişimli, gerek blog yazıları ve sosyal paylaşımlar gerek eğitimler ve seminerlerde bu iletişim tek taraflı olmamalı. Donanım vitrinimize artılar katmalı.

     

     

    Nedir bu artılar?

     

    İletişim çok yönlü olacağı için düşünebilme yeteneği gelişir, kişi kendinden emin ve istekli olur, motive olmuş birey yaptığı her şeyi isteyerek ve gönülden yapar, donanımsal eksikliklerini bilir ve geliştirmeye çalışır ve belki de en önemlisi kariyeri için bir amaç belirler ve o yönde ilerler.

     

    İK’nın geleceği sosyal olduğu kadar içi dolu paylaşımlara bağlı, aksi takdirde günü kurtarmaktan başka bir şey yapmamış oluruz.

    İlk yorum yapan siz olun!

    Yorum ekle