• Eğitim ve Gelişim-İş Yaşamı-Kariyer-ŞirketlerYorum Yapılmamış

    images

    Vazgeçmemeyi becerebiliyor muyuz zor olandan? Bu soru aklımızın bir köşesinde kalsın ne demek istediğimi anlatmaya ve yorumlamaya çalışacağım.

    Katıldığım zirvelerde ve eğitimlerde her zaman aklımda geleceğe yönelik fikirler üreterek bir nevi hayat çizgimi şekillendirmeye çalışıyorum. Ben kimim, ne yapıyorum, neler yapacağım, eksik yönlerim neler, güçlü yönlerimi nasıl muhafaza ederim, ileride ne yapacağım, fırsatlarım var mı, varsa nasıl değerlendirebilirim,  şuan hayatımdaki en büyük sorun nedir, çözüm yollarını nerde nasıl bulabilirim..  bu soruların cevaplarını aramaya başlarım. Bu soruların günlük hayatımızda ara ara kendimize sormamızda da büyük faydaları var. Kendimize adeta pencereden bakmış gibi olacağız bundan emin olabilirsiniz.

     

    Ancak her sorudan sonra biraz daha karmaşık ve işin içinden çıkılmayacak durumda oluruz, bir sorumuzun cevabı bir öncekinde gizlidir aslında; terfi istiyoruz ne yapmamız gerek?  çok çalışmak ve performansımızı arttırmak, performansımızı nasıl arttırabiliriz? Motivasyonla ve işimizi severek yaptığımızda, işimizi nasıl severek yaparız? Örgütsel bağlılıkla, motivasyonumuzu nasıl yüksek tutarız? Çalışma ortamımızı etkin kullanarak ve zihnimizi boşaltarak. Gördüğümüz gibi her sorunun çözümü birbirine sıkı sıkıya bağlı ve oldukça karmaşık görünüyor. İşte bu karmaşıklık aslında her şeyde mevcut durumda ve bunu biz kendi ellerimizle yapıyoruz.

     

    MCT insan kaynakları zirvesinde dikkatimi çeken ve zirvenin teması olan akılcı sadelik bu durum üzerinde duruyor ve artık karmaşıklık olan her şeyden uzak durmamızı, kendimizi karmaşanın içerisinden çekip çıkarmamızı, iş yaşamından hayatımıza kadar olan her karmaşadan çıkış yolumuzun sadelikten geçtiğini ve bunun için de akılcı olmamızı öngörüyor.

    Katıldığım sunumlarda da genel olarak bu temanın mevcut olduğunu gördüm,  sunum içerikleri de aynı şekilde çok değerli ve her adımı bizi bir adım ileriye taşıyacak seviyede. Birkaç örnek vermek gerekirse;

    Whitney Johnson sunumunda notlarıma düşen özel cümleler şu yönde;

    –süper gücünüzü özgeçmişinize koyun. –büyüyebilmek için bir adım geriye adım atın. –korkuyorsanız doğru yöndesiniz.

    Steven D’Souza ise bize bilmemenin değerinden bahsetti;

    –Görebilmek için gözlerinizi kapatın. –bildiğimizi sandığımız kadar bilmiyoruz. –bilmemek bir lütuf olabilir ve görebilmek için gözlerinizi kapatın.

    Ve hayatım boyunca unutamayacağım bir sunum ile Tanyer Sönmezer;

    –Geleceği göstermek.  –İş birliğini arttırmak.  –Gücü doğru dağıtmak. –Anlamaya çalışma, anla. –Bırak Yapılacakları Takım Emretsin. Kısaca GİGABYTE!

    Bizler bu sunumlarda aslında birçok şey öğrendik, açmak istediğimiz kapıların kilitlerini bulduk, kapıları o kilitler sayesinde açtık, buraya kadar ilham, yardım ve destek alarak geldik. Bu noktadan sonrası artık bizim elimizde.

    Kapıları aralayıp odayı tanımak, dolabımızı kontrol etmek, çalışma masamıza dokunmak, penceremizi açmak.. artık yardım almadan zihnimizde kuracağımız bu odamızı biz kontrol ediyoruz. Onu güzelleştirmekte çirkinleştirmekte bizim elimizde. Kolay olan kısmını yani anahtarlarımızı aldık fakat zor olan kısmı odamızı nasıl şekillendireceğimizdir. İşte bu noktada yazımın girişinde sorduğum soruyu hatırlatmak istiyorum.

    İlk yorum yapan siz olun!

    Yorum ekle